Enes Şentürk kimdir? Bi Eksen'i kurarken ne düşündüm
Bi Eksen Group'un kurucusu ve yönetim kurulu başkanıyım. Marka yönetimi, dijital pazarlama ve yazılım alanlarında üç şirketi neden tek bir eksende topladığımı, hangi soruya cevap aradığımı buraya yazdım.
Enes Şentürk2 dk okuma

Bana en çok sorulan soru şu: "Üç ayrı şirket neden? Birine odaklansan daha hızlı büyümez miydin?" Cevabı bu yazıda. Ama önce kim olduğumu kısaca söyleyeyim, çünkü geri kalanı ancak onunla anlamlı.
Adım Enes Şentürk. Bi Eksen Group'un kurucusu ve yönetim kurulu başkanıyım. Grubun altında üç şirket var: Bi Marka (marka yönetimi ve büyüme stratejisi), bimedya (dijital pazarlama ve performans pazarlaması) ve Blesyum (yazılım ve teknoloji). Üçü ayrı ayrı çalışıyor, ayrı ayrı kazanıyor, ama aynı soruya cevap veriyorlar.
Aradığım soru: bir markayı kim uçtan uca taşıyabilir?
Yıllarca şunu gördüm: bir marka stratejisini bir ajanstan, reklamını başka bir ajanstan, görsel üretimini üçüncü bir yerden, altyapısını dördüncü bir yerden alıyor. Her biri kendi işinde iyi olabilir. Ama kimse bütünden sorumlu değil. Strateji sunumu rafta kalıyor, reklam metni stratejiyi bilmiyor, çekilen video reklamın formatına uymuyor, site altyapısı kampanyanın trafiğini taşımıyor.
Aradaki boşluklarda kaybedilen para, işin kendisine harcanandan fazla. Bunu bir kez ölçtüğünüzde bir daha unutamıyorsunuz.
Bir markanın büyümesini engelleyen şey genelde kötü bir fikir değil, aralarında konuşmayan dört iyi fikirdir.
Neden tek şirket değil de grup?
"Hepsini tek şirkette birleştir" demek kolay. Denedim; çalışmıyor. Sebebi basit: bu üç işin ekonomisi birbirine benzemiyor.
- Strateji az kişiyle, uzun düşünerek, yüksek marjla yapılan bir iş.
- Performans pazarlaması günlük, sayı odaklı, bütçeyle nefes alan bir iş.
- E-ticaret stok, nakit akışı ve lojistik işi — tamamen başka bir kas.
- Prodüksiyon proje bazlı, ekipmanı ve takvimi olan bir iş.
Bunları tek çatı altında aynı yönetim ritmiyle yönetmeye kalkarsanız, hepsi ortalamaya iner. Ayrı şirket olunca her biri kendi ritmini kurabiliyor. Grup yapısının ne işe yaradığını ve nerede tıkandığını holding mi şirketler grubu mu yazısında ayrıca anlattım.
Peki "eksen" ne demek?
Grubun adı tesadüf değil. Üç şirketi birbirine bağlayan şey ortak bir müşteri listesi değil; ortak bir bakış. Üçünü de her işte arıyoruz:
1. Ölçülemeyen şey yönetilemez
Bir marka çalışmasının bile bir göstergesi olmalı. "Marka güçlendi" cümlesi tek başına bir şey ifade etmiyor. Neyin değiştiğini söyleyemiyorsanız, değişmemiş olma ihtimali yüksek. Hangi metriğin işe yaradığını, hangisinin sadece rahatlattığını ölçüm yaklaşımımızı anlattığım yazıda ayrıntılandırdım.
2. Sahiplik bölünmez
Her işin tek bir sorumlusu var. "Ekip sorumlu" demek kimsenin sorumlu olmaması demek. Grup ölçeğinde bunu korumak, tek şirkette korumaktan daha zor — ama daha kritik.
3. Kısa yol yoktur
Hızlı büyüme vaadi satan her yöntemin bir faturası var; genelde iki yıl sonra geliyor. Kalıcı olan şey sıkıcı olan şey: doğru konumlandırma, tutarlı iletişim, düzgün altyapı, sabırlı ölçüm.
Bugün ne yapıyorum?
Günlük operasyonu şirketlerin kendi ekipleri yürütüyor; benim işim üç şey: sermayenin nereye gideceğine karar vermek, şirketler arası sınırları net tutmak ve doğru insanı bulup önünü açmak. Üçü de masa başında değil, konuşarak yapılan işler.
Bu blogda yaptığım işin nasıl yapıldığını yazıyorum. Teori değil: uygulanmış, bazıları yanlış çıkmış, düzeltilmiş yöntemler. Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız sıfırdan şirket kurmak iyi bir giriş noktası.


