Enes Şentürk

Blesyum: e-ticaretten yazılıma giden yol

Blesyum'un bugün geldiği yer, bir ihtiyaçtan çıktı: kendi işimizi yönetecek aracı bulamadık, kendimiz kurduk. Bu yolun neden sık görülen ama zor bir yol olduğunu yazdım.

Blesyum: e-ticaretten yazılıma giden yol — E-ticaret · Enes Şentürk

Blesyum, grubun e-ticaret ve yazılım tarafı. Bugün ERP, CRM, e-dönüşüm ve stok gibi başlıkları tek platformda topluyor. Buraya gelişi planlı bir strateji değil; bir ihtiyaç zinciriydi.

Başlangıç: kendi sorunumuz

E-ticaret tarafında büyürken şu sorunla karşılaştık: satış kanalları arttıkça stok, fatura ve müşteri verisi farklı yerlerde tutulmaya başladı. Her kanalın kendi paneli vardı ve hiçbiri diğeriyle konuşmuyordu.

Piyasadaki çözümler ya çok büyük kurumlar için tasarlanmıştı ya da tek bir kanalı çözüp diğerini boş bırakıyordu. Aradaki boşluk, bizim her gün elle kapattığımız boşluktu.

Kendi aracını yapma kararı

Bu karar göründüğü kadar romantik değil. Kendi aracınızı yapmak, esas işinizin yanına ikinci bir iş almak demek. Şu üç şart sağlanmıyorsa yapılmamalı:

  1. Sorun kalıcı mı? Altı ay sonra kaybolacak bir sorun için yazılım yazılmaz.
  2. Sizden başkasında da var mı? Yoksa yaptığınız şey ürün değil, iç araçtır — ve iç araç satılmaz.
  3. Uzun süre bakabilecek misiniz? Yazılımın maliyeti yazmak değil, yaşatmak.
İç ihtiyaçtan doğan yazılımın avantajı şu: ilk müşterisi kendisidir ve o müşteri hiçbir zaman nazik davranmaz.

İç araçtan ürüne geçiş

En zor kısım bu. İç araç, sizin çalışma biçiminizi varsayar. Ürün, başkasının çalışma biçimini kabul etmek zorunda. Aradaki fark genelde küçümseniyor ve şu belirtilerle ortaya çıkıyor:

  • Kurulum sizin ekibiniz olmadan yapılamıyor.
  • Her yeni müşteri için özel geliştirme gerekiyor — bu, ürün değil proje işidir ve ölçeklenmez.
  • Dokümantasyon yok; çünkü siz zaten biliyorsunuz.

Üçü de düzeltilebilir ama düzeltilmesi, ilk yazımdan uzun sürüyor.

E-ticaret deneyiminin yazılıma katkısı

Bir avantaj var ve küçümsenmemeli: sorunu yaşamış olmak. Stok senkronu bozulduğunda müşteriye ne söylendiğini, iade sürecinde hangi adımın tıkandığını, ay sonu mutabakatında neyin zaman aldığını bilen bir ekip, bunları hiç yaşamamış bir ekipten farklı bir ürün yapıyor.

Bu, özelliklerde değil varsayılanlarda görülüyor: neyin baştan açık geldiği, neyin hiç sorulmadığı.

Ne öğrendik?

En önemlisi şu: yazılım işi, e-ticaret işine benzemiyor. E-ticarette her gün satış var, nakit döner. Yazılımda müşteri kazanmak uzun sürer, ama kazanılan müşteri uzun kalır. İkisinin nakit ritmi farklı olduğu için ayrı yönetilmeleri gerekiyor — grubun neden ayrı şirketlerden kurulduğunu bu yazıda anlatmıştım.

Kendi e-ticaretinize başlıyorsanız ilk yıl yazısıyla başlayın.